cinselliğin işleviCinselliğin işlevi : Cinselliğin işlevi varoluşunun kaynağı ve doğumdan ölüme kadar tüm yaşamın önemli yaşantılarını kapsayan bir parçasıdır. İnsan aktif biçimde cinsel ilişki içinde olsun ya da olmasın cinsellik günlük düşünce ve duyguların bir parçası olmakta, rüyaların, hayallerin, korku ve kaygıların temelinde yer almaktadır. Cinselliğin işlevi bazı insanların hayatını yönlendiren güçlü bir etmen olabilmekte, bazı insanlarda ise kişinin gerek tercihi ve gerek içinde bulunduğu koşullar nedeni ile daha az rol oynamaktadır.

Cinsellik İşlevi

Pek çok insan için ise cinsel ilgi bireyin kişisel güdü ve ihtiyaçları ile çevre koşul ve olanaklarına göre bazen parlayan ve bazen sönük kalan süreci yansıtmaktadır. Ancak cinsellik, insanların davranışlarını belirleyici bir etmen olarak yaşamın her aşamasında yer almaktadır. Biyolojik düzeyde, cinselliğin işlevi, üremeyi sağlamak, insanların çocuk sahibi olmalarını sağlamak ve nesilleri devam ettirme olanağı vermektir. Biyolojik yapı cinsel ilişkinin genlerden cinsel olgulara kadar olan değişik işlev ve davranışların işleyiş ve mekaniğini sağlamaktadır. Bireyin cinsel işlevi, kasların da katkıları ile bedenin dolaşım sistemleri ile sinir sistemi ve hormonlar tarafından düzenlenmektedir.

Cinsel İşlev

Psikolojik düzeyde ise cinsellik, cinsel ilişkiden haz alma, sevgi, sevme ve sevilme gibi bireyin temel ihtiyaçlarının doyurulmasını amaçlamakta, ve bunlarla ilgili olarak çeşitli bireysel davranışları ve karşılıklı insan ilişkilerini kapsamaktadır. Toplumsal düzeyde ise cinsellik, insan yaşamının pek çok yönü ile ilgilidir. Cinsellik toplumun işleyişi, özelliği, değer yargıları, yasal kuralları, sanatının çeşnisi, tarihi, insanların yaşam biçimi, farklı cinse verilen roller, üretim biçimi, cinselliğe bakışı, eş seçme ve evlenme tercihleri ile çok yakından ilişkilidir. Bunlara ek olarak, cinsellik dolaylı yollardan da insanın yaşamını etkilemektedir. Kişinin cinsiyeti, kadın veya erkek olması, toplumun farklı cinsteki kişilerden beklediği sosyal roller, cinsel kimlik, pozitif, negatif beklentiler ve duygular, bireylerin cinsel güvenleri ve sosyal statüleri gibi durumlar toplumsallaşma süreci içinde çocukluktan olgunluğa insan yaşamını şekillendirmektedir.