Her yeni evlilikte eşler birbirlerine yeterli olduklarına, hiç bir zaman bir başkasına özlem ve istek duymayacaklarına inanırlar. Yıllar geçtikçe bu duyguları kaybolur ve günün birinde insan, kendi arzularından korkmaya başlar. Bu tür arzular gerçeği söylemek ve samimi olmak gerekirse, her evli çift için geçerli ve olasılığıdır. “Evlilik krizleri” olarak adlandırılan bu dönemlerin, evliliklere yepyeni bir anlam kazandırdığı da görülmüştür. Bu tür “Şeytana uyma arzularının iki önemli nedeni vardır. Bunlardan ilki, birçok insanın bilinç altında yatan, yeni bir eşle cinsel ilişki kurma ve yeni maceralar yaşama tutkusudur. İkincisi ise, korunmaya, sevgiye susamışlıktır. Bütün erkekler, gelişmiş bir düş kurma yeteneğine sahiptir.

Evlilikte Cinsel İlişki

Kendilerinin, doğal olarak birçok kadınla birleşmek üzere yaratıldıklarına inandıklarından, bu yeteneklerinden hoşnutturlar. Karşı cinse istek duymak, erkekler için, işte böylesine basit ve doğaldır. B azı erkekler, hayal güçlerinin etkisinden kurtulamaz ve düşlerini gerçekleştirmekten de kaçınmazlar. Örneğin, sokakta yürüyen bir erkek, gördüğü kadınlara bakarken, onlara karşı önüne geçemeyeceği cinsel bir arzu duyabilir. Birçok erkek, bu düşüncelerini karılarına anlatacak kadar yürekli değildir. Yürekli olanlar ise, eşlerinin aşırı tepkisiyle karşılaşırlar. Bu tür çelişkiler içinde bulunan erkek, huzursuz bir döneme girer. Kaçamak yapanlar vicdan azabı çeker. Vicdan azabından korkarak kaçamak yapamayanlara gelince, onlar da arzularım devamlı gemlemek zorunda kaldıkları için, sinirsel yönden yıpranır, bu yüzden eşlerini sorumlu tutarlar.